Haberler

Bizden Koparılanlar

Kayıplar ve faili meçhul olaylar

2.2.2011

(Velat Demir, Özgür Gündem)

Dünyada ve ülkemizde, kayıplar ve faili meçhul olayların sistematik olarak başlatılması, yeni değildir. Tarihsel ve eskilere dayanan geçmişi bulunmaktadır. Temel hak ve özgürlükleri için mücadele eden kişiler, muhalif kimlikleri nedeniyle esrarengiz bir biçimde gözaltına alınıyor. Ya da kaçırılıyor bu insanlar. Bir sır olup, yer yarılıp yerin dibine kaybolup gidiyor. Egemenlere göre bu yöntem açık infazlardan ve idamlardan çok daha etkili ve caydırıcı oluyor. Kayıp olayların yarattığı psikolojik yıkım ve travma çok daha etkili ve uzun vadeli oluyor.

Ülkemizde yetkili ağızlarca da ifade edilen ve düşük yoğunluklu çatışma olarak nitelendirilen olağanüstü bir dönem yaşandı. Bu dönemin faturası hepimiz 11goraniçin acı oldu. Karanlık bir süreç olarak nitelendirdiğimiz bu dönemde Türkiye kayıplar ve faili meçhuller ülkesi olarak anıldı. Özellikle 1980 darbesi ve sonrasında ülkenin çeşitli illerinde ilan edilen olağanüstü hal rejimi süresince gözaltında kayıplar ve faili meçhul cinayetlerde ciddi bir artış yaşanmıştır. Sıkıyönetim ve sonrasında olağanüstü hal rejimleri mevzuatından kaynaklı olarak kişi hak ve özgürlükleri uluslararası standartlara aykırı bir şekilde sınırlandırılmış, çoğu kez de askıya alınmıştır. Yine bu mevzuatlardan kaynaklı olarak mağdurlar hukuki yollara başvurmaktan men edilmişlerdir. Ayrıca bu hukuksuzluk ortamında bu yollara başvurmak kayıp yakınları için de ciddi bir risk taşımaktaydı. Bu dönemlerde yetkililerin sorumsuz demeç ve açıklamaları, ihlalleri gerçekleştiren kamu personellerine yönelik hoşgörü ve ceza vermeme tutumu, bu tür ihlallerin sıkça ve alenen yaşanmasına neden olmuştur.

Dönemin başbakanı tarafından bu olayların araştırılması amacıyla Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş başkanlığında, gözaltında kayıplar, faili meçhul cinayetler ve yargısız infazlar araştırma komisyonu kurulmuştur. Kurul raporunda, özellikle 1990'lı yıllarda "terörle mücadele" adı altında hareket eden çok sayıda kamu görevlisinin yasalara aykırı olarak suç örgütlenmesi içine girdikleri,  adam kaçırma, cinayet, uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı ve benzeri hukuk dışı işlere bulaştıkları tespit edilmiştir.

Dönemin başbakanı olan Tansu Çiller'in, "PKK'ye yardım eden işadamlarının listesi elimizdedir", demecinden kısa bir süre sonra, başta Kürt kökenli işverenler olmak üzere yazarlar, aydınlar kaçırılarak öldürülmüşlerdir. Gerek bu raporda, gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye'ye ilişkin raporlarında bu ihlallerin güvenlik görevlileri ve onlara bağlı paramiliter gruplarca işlendiği konusunda ciddi veriler bulunmaktadır. Buna rağmen bugüne kadar bu iddialarla ilgili olarak hemen hemen hiçbir kamu personeli yargı önüne çıkarılmamış ve cezalandırılmamıştır. Ceza bağışıklığı olarak tabir edilen ve bu işe karışan ya da karıştığı iddia edilen kamu personeline yönelik hoşgörü, kamu vicdanını derinden etkilemiş ve yurttaşların adalete olan güvenini derinden sarsmıştır.

Geldiğimiz aşamada, başta hükümet olmak üzere devletin tüm kademesindeki yetkililer, demokratik ve insan haklarına saygılı bir Türkiye özlemlerini dile getirmektedirler. Ancak şu bilinmelidir ki, demokrasiye ve insan haklarına dayalı bir sistemin tesisinin öncelikli olarak geçmişimizle yüzleşmekten geçtiğine inanmaktayız. Bununla bağlantılı olarak sayıları binlere ulaşan kayıp, faili meçhul cinayet ve yargısız infaz mağdurlarının akıbetleri araştırmalı, failleri tespit edilerek yargı önüne çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır.

Bunlara paralel olarak ülkenin temel sorunu olan Kürt sorununun çözümüne ilişkin olarak kalıcı bir barışı esas alan bir çözüm geliştirilmeli, hukukun üstünlüğüne ilişkin temel hak ve özgürlüklere saygılı bir değişim süreci esas alınmalıdır. Belirtmek gerekir ki kamuoyu vicdanını derinden yaralayan bu ihlallerin temelinde yatan sorun Kürt sorunudur. Bunu görmezlikten gelmek ya da inkar etmek söz konusu ihlallerin ve acıların tekrar yaşanmasına ve karanlık günlere yeniden dönülmesine neden olacaktır.