Haberler

Bizden Koparılanlar

Dargeçit kayıplarının failleri hala görevde

27.7.2013

Dargeçit’te 1995 yılında 3’ü çocuk 7 köylüyü ve bir uzman çavuşu kaybettikleri iddiasıyla yargılanan dönemin Tabur Komutanı Hurşit İmren ve Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire hala Sivas ve Bodrum’da belediye başkanı olarak görev yapıyor. ANF’nin ulaştığı Hurşit İmren “devlet bize ne görev verdiyse yaptık” diyerek kayıpların devlet politikası olduğunu ortaya koyarken, Seyhan Doğan’ın abisi Kadri Doğan ise İmren’in CHP’den belediye başkanı seçildiğine dikkat çekti. “CHP milletvekilleri bir de utanmadan Cumartesi eylemlerine katılıp bize, ‘Bu işi beraber çözeceğiz’ diyorlar. Katiller şu anda senin yanında. Sen kimi kandırıyorsun ” şeklinde tepki gösterdi.

1995 yılı Ekim ayının sonu ve Kasım ayı başlarında Süleyman Seyhan (57), Abdurrahman Coşkun ( 21), Abdurrahman Olcay ( 20), Mehmet Emin Aslan (19), Nedim Akyön (16), Seyhan Doğan (14), Davut Altınkaynak (13) Dargeçit Jandarma Komutanlığı tarafından gözaltına alındı. 3’ü çocuk 7 kişiden bir daha haber alınamadı.

Köylülerden Süleyman Seyhan'ın başı gövdesinden ayrılmış cesedi, gözaltına alındıktan 4 ay sonra kuyuda bulunsa da Diyarbakır’da görülen soruşturma uzun yıllar tozlu raflarda kaldı. Ta ki, 2012’de kuyunun çevresinde 3 insan kafatası, uyluk, çene, kaval ve omurilik kemikleriyle elbise parçaları bulununcaya dek...

Dosya tekrar açılırken, gizli tanık ve köylülerin verdiği beyanlarla çarpıcı bilgiler ortaya çıktı.

Beyanlara göre, aralarında 13 yaşındaki Seyhan Doğan’ın da bulunduğu 3’ü çocuk 4 kişi vahşice öldürülüp kuyulara atılmış, olayı bilen ve çevresinde açıkça rahatsızlığını beyan eden Bilal Batırır isimli Uzman Çavuş da İl Jandarma Komutanlığı’nın kazan dairesinde yakılmıştı.

ÇOCUKLARI ÖNCE MAĞARA SONRA KUYUYA ATTILAR

Dosyadaki gizli tanık; “Süleyman Seyhan’ın Tabur Komutanı Hurşit İmren ve Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire ile ismini hatırlamadığı rütbeli asker ve bunlara iştirak eden ve yönlendiren korucular tarafından öldürüldüğünü ve korucu köyünde bir kuyuya atıldığını, kaybolan mağdur çocukların ise 29.10.1995 tarihinde PKK örgütüne yardım ettikleri iddiasıyla aynı şahıslarca gözaltına alındıklarını, söz konusu çocukların daha sonra öldürüldüklerini bildiğini, hatta mağdurlar ile birlikte BTR araçlarında gittikleri sırada silahın ateş aldığını ve Mehmet Tire’nin gözünden yaralandığını, tedavi gördüğünü, kaybolan çocukları öldürdükten sonra korucu köyünde mağaraya attıklarını ancak olayın duyulmasıyla cesetleri mağaradan alarak Bağözü köyü yakınlarına bir yere attıklarını” anlatmıştı.

OLAYI BİLEN UZMAN ÇAVUŞU KAZAN DAİRESİNDE YAKTILAR

Gizli tanık, olayı bilen ve o dönem işkencelere dayanamayan Bilal Batırır isimli Uzman Jandarma Çavuşun da kendisine söylediğini ifade ederek, ayrıca Batırır’ın öldürülen Süleyman Seyhan’ın yakınlarına cesedin yerini bildirdiğini, bu olaylardan rahatsız olduğunu çevrede de söylediğini açıkladı. Bundan dolayı Batırır’ın görev dönüşü Hurşit İmren ve Mehmet Tire tarafından İlçe jandarma Komutanlığında bulunan kazan dairesine atılmak suretiyle yakıldığını iddia eden gizli tanık, bunu kendisine soy ismini hatırlamadığı Ali isimli bir astsubay ya da uzman çavuşun söylediğini, ancak o dönem bildiklerini korktuğu ve çekindiği için anlatamadığını beyan ediyordu.

İMREN: DEVLETİN BANA VERDİĞİ GÖREVİ YAPTIM!

Tüm bu yaşananların sorumlusu olarak gösterilen dönemin Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire şimdi Bodrum'un Gümüşlük beldesinin DP'li belediye başkanı. Dönemin Mardin Jandarma Tabur komutanı Hurşit İmren ise, Sivas’ın Çepni beldesinde CHP’den belediye başkanlığı görevinde.

ANF’nin ulaştığı CHP Sivas Çepni Belediye Başkanı Hurşit İmren, sözkonusu dönemde Komando Tabur Komutanlığı yaptığını doğruladı, ancak kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. Çepni, “O ölümlerle benim hiç ilgim alakam yok, ben orada devletin verdiği görevi yaptım. Tabur komutanıyım, operasyona çıkarız eğer teröristlerle karşılaşırsak gereğini yaparız. Bilal Batırır’ı tanımam. Biz PKK’ye karşı savaştık, vatan millet için” diyerek telefonu yüzümüze kapattı.

KENDİ ÇABALARIMIZLA SEYHAN’IN İZİNİ BULDUK

Dargeçit kayıplarından Seyhan Doğan’ın abisi Kadri Doğan ise, yıllarını kardeşini aramakla geçirdi.

8 Kasım 1995 tarihinde gözaltına alınan ve en son kemikleri Bağözü köyünde kuyuda bulunan Doğan’ın artık kardeşinin çiçek koyabileceği bir mezarı olduğu için yüreği biraz rahatladı.

En büyük üzüntüsü ise, bu uğurda hayatını kaybeden anne ve babasının bu gelişmeyi görememesi...

Kardeşleri Seyhan ve Hazni gözaltına alındığında İstanbul’da olduğunu belirten Kadri Doğan, “gece saat 3.00’te eve baskın yapmışlar, çocukları atlet ve donla götürdüklerini annemden öğrendim. İlçe Jandarma komutanlığında gözlerini bağlayıp, filistin askısına alarak günlerce işkence yapmışlar. Hazni serbest bırakılırken, Seyhan’dan bir daha haber alamadık” diye anlatıyor kardeşinin kaybedilişini.

En son 1 yıl 8 ay önce kendi çabalarıyla kardeşinin kemiklerine ulaştıklarını belirten Doğan, kuyuların açılmasıyla ortaya çıkan vahşeti şu sözlerle anlattı:

 “Öldürdükten sonra cesetleri kuyunun içinde atmışlar. İçeri çalıları doldurup ateşe vermişler ve içeriye kimyasal bir madde atmışlar, damları düzlemek için kullanılan bir taşı da içine atmışlar, bununla da sınırlı kalmayıp kuyunun ağzına kadar iki yıkık evin briketleriyle doldurmuşlar. Dargeçit Savcısı, belediye kepçesiyle bütün o taşları aldırdı. Ancak kuyu çok derin olduğu için ilk etapta gün içerisinde bir şey bulunamayınca savcı giderken, biz belediye yetkilileriyle akşam da kazılara devam ettik. Ve o akşam geç saatte kuyudan bir bacak kemiği çıktı. Biz de insan kemiğini savcıya götürdük. Sabah ise kuyunun içinden kafatası, kazaklar, ayakkabılar çıktı. Bunların hepsini bir poşete alarak DNA testi yaptırmak üzere Adli Tıp Kurumuna gönderdiler. Bu kuyuda 5 kişi olması gerekirken bir tek Seyhan ve Mehmet Emin Aslan’ın kemikleri çıktı. Oysa savcı daha çok uzman çavuşun kemiklerinin de çıkmasını bekliyordu.”

FAİLİ BELEDİYE BAŞKANI YAPAN CHP’LİLER CUMARTESİ EYLEMİNE KATILIYOR!

O dönem 7 köylünün ve uzman çavuşun katledilmesinde baş sorumlu olan Mehmet Tire’nin bugün Bodrum’da Belediye Başkanı,  Hurşit İmren’in ise Sivas’ta Belediye Başkanı olduğunu ve hala görevlerinin başında bulunduklarını hatırlatan Doğan, “bir de utanmadan CHP milletvekilleri Cumartesi eylemlerine katılıp bize, ‘Bu işi beraber çözeceğiz’ diyorlar. Bu işi çözmeden önce sen belediye başkanlığına nasıl birisini aday gösterdiğini, senin kendi içindeki çürük elmaları çöz. Katiller şu anda senin yanında. Sen kimi kandırıyorsun ” şeklinde tepki gösterdi.

Annesi ve babasının Seyhan’ın kahrından öldüğünü vurgulayan Doğan, “Annem ve babam yıllarca Seyhan’ı aradılar. Çalmadıkları yetkili kapı kalmadı. Ancak bırakın Seyhan’ın akıbetini öğrenmeyi, annemi de babamı da işkenceye aldılar. Onlar bugünü görmek için her şeylerini verirdi” diye konuştu. Kadri Doğan, İstanbul’da gömülü olan anne ve babasının mezarını Mardin Dargeçit’e taşıyacağını ve Seyhan’ı da onların yanına defnedeceğini bildirdi.

8 kişinin katledilmesinde jandarmadan ajana, korucudan o dönemin belediye başkanlarına hepsinin parmağı olduğunu belirten Doğan, “bizi perişan ettiler. Bayramın bile ne olduğunu bilmiyoruz. Onlar cezalandırılana kadar bize rahat yok” dedi.

AYGÜN: KONU HAKKINDA BİLGİM YOK

CHP Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün ise, bu konu hakkında bilgisi olmadığını, ancak böyle bir mevzuyu daha önce Cumartesi annelerinin eyleminde duyduğunu ileri sürdü. Bir faili meçhul cinayet, insan kaybetme iddiasıyla yaşamı lekelenmiş bir kişinin hiçbir kamusal ve toplumsal görevde yer almaması gerektiğinin altını çizen Aygün, “ Eğer doğruysa bu kesinlikle kabul edilemez. İnsanlık suçu işlemiş her hangi biri kamusal ve toplumsal görevde kesinlikle yer alamaz" dedi.